Kira Sözleşmesinin Kiracı Tarafından Haklı Nedenle Feshi ve Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri

1- Kira Sözleşmesinin Haklı Nedenle Feshi

Özellikle işyeri kiralarında, kiracı, çeşitli gerekçelere dayanarak kira sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. Bu noktada kira sözleşmesinin haklı nedenle feshi sebepleri hakkındaki yazımız için şuraya, haklı nedenle bile olsa sözleşmenin feshinde mehil verilmesi gerekliliği ve yasal ihbar sürelerine (TBK 329) uyulmasının zorunlu olduğu hakkındaki yazımız için şuraya tıklayınız.

Bu yazımızda, kiracı, sözleşmeyi, usulüne uygun olarak ve haklı nedenle feshetmişse, hangi harcamaları için tazminat talebinde bulunabilir sorusunun cevabı aranacaktır.

2- Kira Sözleşmesinin Kiracı Tarafından Haklı Nedenle Feshi Halinde Talep Edilebilecek Tazminat Kalemleri

2.1. Haklı Nedenle Feshin Menfi – Müspet Zarar Kapsamında Sonuçları

Kira sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen sürekli edimli bir sözleşmedir. Franchising, distribütörlük, acentelik, marka lisans, bayilik sözleşmeleri gibi… İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmeler genel veya özel sebeplerle, ileriye dönük olarak feshedilebilir[1] (TBK 126 ve 138). Kira sözleşmesinin ifasına başlanmışsa (anahtar teslimi, yer teslimi, içeride tadilat, kira ödemesi gibi) artık sözleşmeden dönülemez, geriye etkili fesih yapılamaz[2] ve haliyle menfi zararın tazmini de istenemez[3]. Sözleşme geriye etkili ortadan kaldırılamayacağından, alınanların geri verilmesi veya istenmesi de söz konusu olamaz[4]. Sözleşme imzalanmış ama yer teslimi yapılamamışsa sözleşmeden dönülebilir ve menfi zarar talep edilebilir[5].

Kiracının, haklı nedenle fesih gerçekleştirdikten sonra talep konusu edebileceği iki tip zararı ortaya çıkar. Sözleşmeye aykırı davranış nedeniyle uğranılan müspet zarar ve karşı tarafın sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle sözleşmenin vaktinden evvel sonlandırılmış olmasına bağlı olarak uğradığı müspet zarar[6] şeklindedir. Haklı nedenle feshedenin menfi zararlarını talep edemeyeceği[7] kabul edilmektedir. Menfi zararın istenemiyor olması eleştirilmekte ve hatta bazı yazarlarca menfi zararın da talep edilebileceği[8] ama aralarında bir seçim yapılması gerektiği ve sadece birinin talep edilebileceği görüşü savunulmaktadır[9].

Aşağıda Yargıtay kararları ile kiracı tarafından gerçekleştirilen haklı fesih sonrası hangi zararların kiraya verenden istenebileceği somut olarak belirlenmeye çalışılacaktır.

2.2. Yargıtay Kararları

Yargıtay, kiracının haklı feshinin geriye etkili değil ileriye etkili olduğunu birçok kararında kabul etmekte olup, süresinden önce fesih nedeniyle müspet zararın tazmininin istenebileceği[10] görüşündedir. Fakat bu görüşe ters düşen ve istikrarı bozan çeşitli kararları da mevcuttur.

2.2. Yoksun Kalınan Kazanç Tazminatı

Kiracının sözleşmeyi feshetmekte haklı olup olmadığının tespiti ile feshin haklı olduğunun anlaşılması halinde davacı kiracının müspet zarar kapsamında yer alan kazanç kaybının tazminini isteyebileceği[11] açıktır. Yargıtay birçok kararında yoksun kalınan kazancın müspet zarar kalemi olduğunu ifade etmiştir[12]. İfasına başlanmamış kira sözleşmesinin dönme yoluyla geriye etkili feshi halinde menfi zararlar talep edilebileceğinden yoksun kalınan kazanç talep edilemez[13].

Kiracı kira sözleşmesini haklı nedenle feshettiği takdirde, mal sahibinden “aynı nitelikteki bir yeri aynı şartlarla kiralamak için gerekecek makul süre” boyunca elde edeceği ve fakat elde etmekten yoksun kaldığı emsal net ticari gelirini talep edebilir. Bunun için kiracının defter onaylarının usulüne uygun olması bile gerekmez. Ayrıca yoksun kalınan kazancın tümü değil, harcamaktan kurtulduğu giderler düşüldükten sonra kalan kısmı tazminat olarak ödenir[14]. Öğretide sözleşme süresi belirli ise süre sonuna kadar[15] hükmedilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Oysa bu hakkaniyete aykırı bir çözüm olur. Zira başka bir işyeri kiralayıp faaliyete başlandıktan sonra yoksun kalınan bir kardan söz edilemeyecektir.

2.3. Sökme – Demontaj Masrafları, Yeni Yere Montaj Masrafları ve Taşınma Masraflarının Değerlendirilmesi

Kiracının haklı nedenle fesih sonrası talep edebileceği müspet zarar kalemleri arasında taşınma masraflarının bulunup bulunmadığı tartışmalara neden olan bir konudur. Yargıtay da konu hakkında istikrarsız tutum sergilemektedir. Kiracının beş farklı tip taşınma masrafı bulunmaktadır:

i. Tahliye etmekte olduğu kiralanan yere giriş yaparken harcadığı nakliye masrafları

ii. Tahliye etmekte olduğu kiralanan yere giriş yaparken yaptığı montaj ve kurulum masrafları

iii. Tahliye sonrası yeni yere taşınırken harcadığı nakliye masrafları

iv. Tahliye sonrası yeni yere taşınırken yaptığı montaj ve kurulum masrafları

v. Tahliye sonrası yeni yere taşınırken tahliye ettiği yerde yaptığı söküm – demontaj masrafları.

Bunlar günümüz ekonomik koşullarında çok ciddi masraflardır. Özellikle fabrika, konfeksiyon gibi işyerlerinde gerekli bulunan elektrik, buhar, gaz, otomasyon ve sair sistem ve tesisatların sökülmesi ve yeniden kurulması ciddi masraflara sebebiyet vermektedir.

Tek tek ve sabırla, çelişkili kararları karşılaştırarak bir inceleme yapmak sağlıklı bir yöntem olacaktır.

2.3.1. Tahliye etmekte olduğu kiralanan yere giriş yaparken harcanan nakliye masrafları

Yargıtay bir kararında tahliye edilen kiralanan yere taşınma masraflarının talep edilemeyeceğini ifade etmiştir[16]. Çünkü bu menfi zarar kalemidir[17].

2.3.2. Tahliye etmekte olduğu kiralanan yere giriş yaparken yaptığı montaj ve kurulum masrafları

Yargıtay yine bir kararında tahliye edilen taşınmaza giriş esnasında yapılan kurulum ve montaj masraflarının da talep edilemeyeceğini kabul etmiştir[18]. Aynı şekilde bu da menfi zarar kalemidir.

2.3.3. Tahliye sonrası yeni yere taşınırken harcadığı nakliye masrafları

İstikrarlı kararlar yeni yere giderken yapılan nakliye masraflarının istenemeyeceği yönündedir[19]. Fakat kiraya verenin haksız feshi halinde istenebileceğine dair istikrarı bozan kararlar da mevcuttur[20]. Oysa taşınma masrafı net bir müspet zarar kalemidir. Kiraya verenin sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle ortaya çıkar. Öğretide de “yeni sözleşmenin kurulması için” yapılan masrafların müspet zarar olduğu ifade edilmektedir[21]. Kiraya veren tarafından haksız fesih halinde istenebiliyorken, kiracı tarafından haklı nedenle fesih (sözleşmeye aykırılık) halinde neden istenemedeği anlaşılamamaktadır.

2.3.4. Tahliye sonrası yeni yere taşındığında yaptığı montaj ve kurulum masrafları

İstikrarlı kararlar yeni kiralanan bu yerde yapılan kurulum - montaj masraflarının talep edilemeyeceği yönündedir[22]. Fakat kiraya verenin haksız feshi halinde istenebileceği yönünde karar da mevcuttur[23]. Bir üst başlıktaki görüşlerimiz burada da geçerlidir.

2.3.5. Tahliye sonrası yeni yere taşınırken tahliye ettiği yerde yaptığı söküm – demontaj masrafları.

Yargıtay bir kararında kiracının, kira sözleşmesini haklı nedenle feshettiği takdirde, tahliye edilen kiralanan yerde yaptığı demontaj-söküm masraflarını talep edebileceğini[24] ifade etmiştir.

2.4. Notere Ödenen Masraflar

Sözleşmenin kurulumu için gerçekleştirilen seyahat masrafları, Avukatlık ücretleri, noterlik harç ve ücretleri sözleşmenin ileriye dönük haklı feshi halinde talep edilemez zira bunlar menfi zarar kalemidir[25].

2.5. Ödenen Kiraların ve Stopajın İadesi

Kira sözleşmesinin ifasına başlanmış ise haklı nedenle ve sözleşmenin kurulmasından çok kısa süre sonra feshedilmiş olsa bile sözleşmeden geriye etkili dönme niteliğinde olamayacağı için ödenen kiraların iadesi talepleri kabul edilmez. Örneğin binanın inşaat ruhsatına aykırı olduğu gerekçesiyle işyeri ruhsatı alınamadığı için iki ay sonra haklı nedenle feshedilen olayda ödenen kiraların iadesi talebi reddedilmiştir[26]. Ancak “ifa sürecine geçilmemiş” diğer bir deyişle kiralanan mecur henüz kiracı tarafından teslim alınmamışsa, dönme yoluyla sözleşme feshedilebilir ve bu senaryoda ödenen kira paraları geri istenebilir[27]. Önden ödenen peşin kiraların[28] geri istenebileceği konusunda şüphe yoktur[29]. Stopaj da aynı rejime tabiidir. Fakat haklı fesih bile olsa kullanılan dönem için ödenen kiralar geri istenemez[30].

2.6. Franchise Sözleşmesi Uyarınca Üçüncüye Kişiye Yapılan Ödemeler

Yargıtay kararına konu yerel mahkeme kararında; haklı nedenle sözleşmeyi fesheden kiracının, kira sözleşmesinin varlığına güvenerek franchise verene ödediği franchise bedelinin müspet zarar kapsamında ödenmesi talebi reddedilmiştir. Yargıtay bu kısmı bozma sebebi yapmamıştır. Sonuç olarak mülk sahibinden talep edilemeyeceğini kabul etmiştir[31]. Biz bu görüşe de katılamıyoruz. Zira kiraya verenin sözleşmeye aykırılığı nedeniyle üçüncü kişilere yapılmak zorunda kalınan cezai şart ve tazminat ödemeleri müspet zarar kapsamında kaldığına göre, franchise ödemelerinin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir.

2.7. Tahliye Sebebiyle Müşterilerden Alınan Paraların İadesi

Kiracının ticari faaliyet gösterdiği alana özgü olarak kiracı tarafından müşterilerden peşin olarak alınmış ücretler olabilir. Kiracı işyeri sahibinin bu yeri tahliyesi halinde müşterilerine bu paraları iade etmek zorunda kalabilir. Örneğin bir spor salonu, kiralanan yeri tahliye etmişe, üyelerine peşin alınan üyelik ücretini iade etmek zorunda kalabilir. Veya bir özel okul, kurs, eğitim merkezi; öğrencilerine / velilerine okul ücretini iade etmek zorunda kalabilir. Bu tutarın da mal sahibinden talep edilebilmesi öğretide mümkün görülmekte[32] ise de Yargıtay bu zararın da talep edilemeyeceği görüşündedir[33].

2.8. Daha Pahalıya Yeni Bir Yer Kiralamak Zorunda Kaldığı İçin Aradaki Kira Farkı Tutarı

Yargıtay yerel mahkemenin kira farkının talep edilemeyeceğine dair kararını bozma sebebi yapmamıştır. Mahkeme kiracı tarafından haklı fesih veya kiraya veren haksız fesih nedeniyle başka bir yer kiralanması halinde yeni kira sözleşmesine göre ödenecek kira bedeli ile eski kira sözleşmesine göre ödenecek kira bedeli arasındaki farkın talep edilemeyeceğini[34] kabul etmiştir.

2.9. Manevi Tazminat

Kira sözleşmesinin feshine haklı neden teşkil eden mal sahibi eylemleri aynı zamanda şirketin kişilik hakların saldırı niteliğindeyse manevi tazminat talep edilebilir. Yargıtay bir kararında ruhsatın alınamaması nedeniyle manevi tazminata hükmedilemeyeceğine karar vermiştir. 

2.10. Boşaltılan İşyerinde Yapılan İyileştirici ve Faydalı Tadilatlar

Haklı nedenle tahliye edilen işyerinde yapılan masraflar, onarımlar ve iyileştirmeler zaten sözleşmenin haklı veya haksız feshedilip edilmediğine bakılmaksızın mülk sahibinden talep edilebilmektedir. Bu konu hakkında detaylı yazımızı okumak için tıklayınız.

Kaldı ki sözleşmenin feshinin haklı ya da haksız olması faydalı ve zorunlu masraf talebi bakımından sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı sürece sonuca etkili değildir[35].

2.11. Haklı Fesih Yapılmışsa Makul Süre Kira Tazminatı Ödenmez

Haklı feshin en önemli sonucu, kiracıdan erken tahliye nedeniyle makul süre kira bedeli tazminatı talep edilemiyor oluşudur. Haklı feshin anlam ve değerini ortaya çıkaran bizce en mühim sonuçlardandır. Bu kapsamda tekrardan, haklı fesih sayılan haller hakkında bilgi almak için tıklayınız.

2.12. Noterlik Masrafları ile Değişik İş Tespit Dosyası Masrafları

Sözleşmenin feshi, ayıp ihbarı, sözleşmeye aykırılığın giderilmesi için mehil verilmesi gibi noterlik masrafları ile feshi öncesi mahkeme kanalıyla değişik iş dosyasında (delil tespiti) yapılan masraflar yargılama gideri olarak hüküm altına alınabilecek giderlerdendir[36].

Sonuç Olarak

Kira sözleşmesi sürekli edimli bir sözleşme olup, ifasına başlanmış olması halinde dönme yoluyla geriye etkili feshedilemez. İleriye etkisi fesih halinde de talep edilebilecek zarar menfi değil müspet zarar kalemleridir. Bunlar sözleşmeye aykırılık nedeniyle ortaya çıkan müspet zararlar ile sözleşmenin erken feshi nedeniyle ortaya çıkan müspet zararlar olarak ikiye ayrılır[37]. Menfi zararların talep edilememesi öğretide eleştirilmekte ve hatta menfi zararın da (müspet zarardan vazgeçmek kaydı ile) talep edilebilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Yargıtay ise haklı nedenle fesheden kiracının talep edebileceği zarar kalemlerini müspet zarar kapsamında yoksun kalınan kazanç ile sınırlı tutmaktadır[38]. Taşınmaza yapılan faydalı ve zorunlu masraflar zaten fesihten bağımsız talep edilebilmektedir.

Daha fazla bilgi, hukuki danışmanlık ve sorularınız için Whatsapp hattımızdan veya mail yoluyla bizimle hemen iletişime geçebilirsiniz. 25.11.2021

 

 

[1] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 02.07.2020 tarihli, 2017/6313 E. - 2020/3823 K. sayılı kararı: “Kural olarak sözleşmeden dönme yetkisi sürekli bir sözleşme niteliği taşıyan kira sözleşmelerinde ifa sürecine geçilinceye dek söz konusu olabilir. Buna karşılık ifa sürecinde kiracı artık sözleşmeden dönmek yerine ancak sözleşmeyi ileriye dönük feshedebilir.”

[2] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 02.03.2016 tarihli, 2015/4486 E. - 2016/1556 K. sayılı kararı: “Sözleşmeden dönme yetkisi sürekli bir sözleşme ilişkisi niteliği taşıyan kira sözleşmelerinde ifa sürecine geçilene dek söz konusu olabilir. Buna karşılık ifa sürecinde ortaya çıkan bozuklukta kiracı artık sözleşmeden dönmek yerine ancak sözleşmeyi ileriye dönük feshedebilir. Kiralananın teslim alınmasından ve kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan bozukluklardan ötürü fesih, dönmenin tersine geriye değil, ileriye etkili olur. Bu durum 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanununun 126.maddesinde özel olarak düzenlenmiştir. Anılan madde hükmüne göre ifasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halinde alacaklının sözleşmeyi feshederek sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararların giderilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.”

[3] Doğan, G. (2014). Sürekli Borç İlişkilerinde Borçlunun Temerrüdü, Ankara Barosu Dergisi, Cilt: 2014/4, s. 407.

[4] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 02.07.2020 tarihli, 2017/6313 E. - 2020/3823 K. sayılı kararı.

[5] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03.02.2020 tarihli, 2019/4949 E. - 2020/694 K. sayılı kararı.

[6] Detaylı açıklama ve tartışmalar için bkz. Altınok Ormancı, P. (2011). Sürekli Borç İlişkilerinin Haklı Sebeple Feshi, Doktora Tezi, Ankara, s. 248-253.

[7] Detaylı açıklama ve tartışmalar için bkz. A.g.e. s. 237.

[8] Tümerdem, M. (2018) Sürekli Borç İlişkilerinde Borçlunun Temerrüdü ve Sonuçları (TBK Mad. 126), Doktora Tezi, Ankara s. 246

[9] Tümerdem, M. (2018) A.g.e. s.240

[10] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 03.12.2019 tarihli, 2019/1316 E. - 2019/9665 K. sayılı kararı: “Mahkemece feshin ileriye etkili olduğu kabul edilerek davacının kalan sözleşme süresine ilişkin kar kaybı hüküm altına alındığına göre, menfi zarar kapsamında talep edilen kalemlerin reddine karar verilmesi gerektiği, bu durumda mahkemece menfi zarar kapsamında sözleşmeye güvenilerek yapılan masraflara yönelik talepler hakkında kabul kararı verilmesinin de doğru olmadığı”

[11] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2021 tarihli, 2020/3046 E. - 2021/5851 K. sayılı kararı

[12] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 02.06.2020 tarihli, 2019/5136 E. - 2020/2545 K. sayılı kararı: “Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir.”

[13] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 04.04.2019 tarihli, 2017/5444 E. - 2019/2959 K. sayılı kararı: “Davacı kira sözleşmesinden dönmekle bu ilişki geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı ve kiralanan kendilerine teslim edilmediği için olumlu (müspet) zararın kapsamında yer alan gelirden (kazançtan) yoksunluk isteyemez. Bu durumda Mahkemece kazançtan yoksunluk tazminatına ilişkin istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

[14]  Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 25.11.2019 tarihli, 2019/1378 E. - 2019/9273 K. sayılı kararı: “Davacı tarafça kira sözleşmesi haklı nedene dayanılarak feshedilmiş olup bu durumda kiracı fesih nedeniyle kiraya veren davalıdan kâr kaybı zararı adı altında bir miktar paranın kendisine ödenmesini isteyebilecektir. Ancak kar kaybının hesabında kiracının aynı nitelikteki bir yeri aynı şartlarla kiralaması için gereken makul süre tespit edilip bu süre ile sınırlı olarak kiracının karının ne olabileceği saptanarak mahrum kalınan kâra hükmedilmesi gerekmektedir. Hesaplamada esas alınacak kazanç, davacının ticari defterlerinden net geliri anlaşılamadığı takdirde emsal iş yerlerinin gelirleri esas alınarak belirlenmelidir. Kiracının karının ne olabileceği tespit edilip mahrum kalınan kârın belirlenmesi ve daha sonra Türk Borçlar Kanununun 123. ve 108. maddeleri gereğince kâr kaybı zararına uğrayan tarafın talep edebileceği zararın saptanmasında kıyasen Türk Borçlar Kanununun 408. maddesinde gösterilen kesinti yönteminin uygulanması gereklidir. Bu yönteme göre kar kaybı zarar görenin elde etmesi muhtemel bütün gelirlerden yapması gereken bilcümle zorunlu harcama kalemleri, sözleşme süresinden evvel feshedildiğinden süresinden evvel fesih nedeniyle tasarruf ettiği haklar ile bu süre içerisinde başka işten sağlayacağı veya kasten sağlamaktan kaçındığı kazanç miktarları toplamı indirilerek bulunur. Elde edilecek fark miktara net kâr denilir. Bu yönteme uygun kâr kaybı zararı hesaplanırken davacının davalıya ödemesi gereken kira paraları da elbette davacının yapması zorunlu giderler içindedir. Somut olayda; her ne kadar davacının ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının bulunmaması nedeniyle davacı lehine delil olmayacağı gerekçesiyle kar kaybı tazminatı talebi reddedilmiş ise de mahkemece, yukarı da açıklandığı üzere davacının bu tazminatı talep hakkı olmakla emsal işyerlerinin gelirleri araştırılarak hakkaniyete uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken bu yönler gözetilmeksizin talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.”

[15] Tümerdem, M. (2081) s. 236.

[16] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 28.03.2019 tarihli, 2019/1110 E. - 2019/2727 K. sayılı kararı.

[17] Tümerdem, M. (2018) s. 249.

[18] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 16.10.2012 tarih ve 2012/8979 E. - 2012/13415 K. sayılı kararı ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 28.03.2019 tarihli, 2019/1110 E. - 2019/2727 K. sayılı kararı.

[19] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 08.05.2019 tarihli, 2017/8168 E. - 2019/4266 K. sayılı kararı ; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 18.04.2017 tarihli, 2017/364 E. - 2017/5410 K. sayılı kararı ; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2015 tarihli, 2014/12756 E. - 2015/8922 K. sayılı kararı ; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12.05.2015 tarihli, 2015/2107 E. - 2015/4810 K. sayılı kararı.

[20] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30.05.2017 tarihli, 2017/1757 E. - 2017/8442 K. sayılı kararı ; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 28.03.2019 tarihli, 2019/1110 E. - 2019/2727 K. sayılı kararı (İki kararda da sözleşme kiraya veren tarafından haksız feshedilmiştir.)

[21] Tümerdem, M. (2081) A.g.e. s. 258

[22] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 08.05.2019 tarihli, 2017/8168 E. - 2019/4266 K. sayılı kararı ;  Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 18.04.2017 tarihli, 2017/364 E. - 2017/5410 K. sayılı kararı ; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 12.05.2015  2015/2107 E. - 2015/4810 K. sayılı kararı. ; Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 16.10.2012 tarihli, 2012/8979 E. - 2012/13415 K. sayılı kararı. ; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 28.03.2019 tarihli, 2019/1110 E. - 2019/2727 K. sayılı kararı: “Sözleşmenin davalı kiralayan tarafından feshi haksız olup davacı kiracının sözleşmenin süresinden önce sona ermesi yüzünden uğradığı zararların giderilmesini isteyebileceği, bu kapsamda davacı kiracının sözleşmeye konu işyerine yönelik taşınma ve montaj masraflarının süresinden önce fesih nedeniyle uğranılan zarar kapsamında değerlendirilmesi ve talep edilmesi mümkün olmadığı”

[23] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30.05.2017 tarihli, 2017/1757 E. - 2017/8442 K. sayılı kararı (Sözleşme kiraya veren tarafından haksız feshedilmiştir.)

[24] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 24.10.2016 tarihli, 2015/10347 E. - 2016/6101 K. sayılı kararı.

[25] A.g.e. s.258

[26] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2021 tarihli, 2020/3046 E. - 2021/5851 K. sayılı kararı.

[27] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 02.07.2020 tarihli, 2017/6313 E. - 2020/3823 K. sayılı kararı

[28] Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 22.10.2015 tarihli, 2014/12756 E. - 2015/8922 K. sayılı kararı

[29] Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 21.10.2019 tarihli, 2018/5353 E. - 2019/6520 K. sayılı kararı: “Dava, sözleşmenin feshi ve fesih nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 6098 sayılı TBK'nın 126. maddesi uyarınca karşılıklı borç yükleyen ve sürekli edimli sözleşme ilişkisinde alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi nedeniyle sözleşmeyi fesih hakkını kullanır ise, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi nedeniyle uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir. Sürekli edimli sözleşmelerde haklı sebeple sözleşmeyi sona erdiren taraf sözleşme bedeli olarak verdiği paranın tazminat olarak ödenmesini isterse, sözleşmenin ayakta kaldığı süre boyunca davacının sözleşmeden elde ettiği menfaat hesaplanıp, sözleşme bedeli olarak verilen paradan mahsubu ile artan miktarın tazminat olarak ödenmesine karar verilmelidir”

[30] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 29.06.2020 tarihli, 2020/2198 E. - 2020/3602 K. sayılı kararı.

[31] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30.04.2019 tarihli, 2019/637 E. - 2019/3984 K. sayılı kararı.

[32] A.g.e. s.258

[33] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30.04.2019 tarihli, 2019/637 E. - 2019/3984 K. sayılı kararı: “Ne var ki, davacı kiracının müşterilere yapılan iadeleri, süresinden önce fesih nedeniyle uğranılan zarar (menfi zarar) kapsamında değerlendirilmesi ve talep edilmesi mümkün değildir. Buna yönelik istemin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.”

[34] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 30.05.2017 tarihli, 2017/1757 E. - 2017/8442 K. sayılı kararı.

[35] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2021 tarihli, 2020/3046 E. - 2021/5851 K. sayılı kararı.

[36] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 18.04.2017 tarihli, 2017/364 E. - 2017/5410 K. sayılı kararı.

[37] Altınok Ormancı, P. (2011). A.g.e. s. 249.

[38] Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2021 tarihli, 2020/3046 E. - 2021/5851 K. sayılı kararı.

Kadir Uyanık

Av. Kadir Uyanık

Yazar, İzmir Barosu'na kayıtlı Avukat olup, aynı zamanda Ticaret Hukuku alanında yüksek lisans eğitimi görmektedir. Çalışmalarını Ticaret Hukuku ve Şirketler Hukuku alanında yoğunlaştırmıştır.