Bağıştan Rücu Nedeniyle Tapu İptali İçin Şarta Bağlı Bağış Yapıldığının İspatı Gereklidir

1- Bağışlanan Taşınmaz Geri Alınır Mı?

Bağıştan dönme (rücu) bağışlayanın tek yanlı, bağışlanana varması gereken beyanıyla geriye etkili (makable şamil) olarak hukuki ilişkiye son veren yenilik doğurucu bir haktır. Bağışlayan koşullu veya mükellefiyetli şekilde bağışta bulunmuşsa, bağışlanandan hukuka, ahlaka aykırı veya imkansız olmadığı sürece 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 291. maddesi uyarınca koşul veya mükellefiyetin yerine getirilmesini isteyebilir. Haklı bir neden olmaksızın yerine getirilmemesi halinde de TBK'nın 295. maddesine dayanarak bağıştan dönme hakkını kullanıp verdiğini geri isteyebilir[1].

TBK'nın "Bağışlamanın geri alınması" başlıklı 295. maddesinde (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 244. maddesi) "Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir:

1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse.

2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa.

3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse" düzenlemesine yer verilmiştir[2].

2- Bağışın Şartlı Olarak Yapıldığı İddiasının İspatı Sorunu

Uygulamada bağıştan rücu nedeniyle tapu iptal davalarında bağışın şartlı olarak yapıldığı ve şartın yerine getirilmediği iddiası ile açıldığı görülmektedir. Fakat bu iddianın ispatında çeşitli zorluklar mevcuttur. Her şeyden önce bağışın şartlı olarak yapıldığının ispatı gereklidir. Eğer tapuda gerçekleştirilen resmi sözleşmede şarta ilişkin açıklamalara yer verilerek bağış yapıldıysa zaten burada bir ispat sorunu doğmayacaktır. Fakat tapuda şartsız biçimde bağış yapılmış ise tapu devri öncesinde veya sonrasında bağış konusunun şartlı olduğunun taraflar arasındaki adi yazılı belgeler ile ispatının mümkün olup olmadığı tartışması doğacaktır. Yargıtay uygulamasında, tapu devri sırasında şartsız gerçekleşmiş olsa da şartlı bağış yapıldığını gösterir adi yazılı belgeler ile bağışın şartlı olarak yapıldığının ispat edilmiş olacağı kabul edilmektedir.

2.1. Tapu Senedinin Aksi Adi Yazılı Belge İle İspatlanabilir Mi?

Yargıtay, 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/5094, K. 2022/7520, T. 15.11.2022:

"Her ne kadar resmi akitte temlikin şartsız bağış olduğu yazılmış ise de, mülkiyetin naklinin dayanağını teşkil eden idari karar veya sair belgelerden temlikin koşula bağlandığı anlaşılabiliyorsa bu olguların dikkate alınması, bu itibarla, tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekmektedir.

Eldeki davada 17/01/2000 tarihli protokol başlıklı belgede dava konusu taşınmazın TSE hizmet binasının inşası için davalıya hibe edildiğinin vurgulandığı, tarafların gerçek iradelerini ortaya koyan ve koşullu bağış olgusunu saptayan bu belgeye değer verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Gerek öğreti ve gerekse kararlılık kazanan yargısal uygulamalar da bu yöndedir. (H.G.K. 18.01.1987 tarihli 1986/1-200 Esas, 1987/109 Karar) Diğer taraftan; davalı İdarenin, TSE hizmet binasının faaliyet göstermesi için kendisine temlik edildiği anlaşılan dava konusu taşınmazdan Manisa'ya taşındığı ve taşınmazın dava ve keşif tarihleri itibariyle kullanılmadığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca; bağışın koşullu olduğu ve koşulun, TSE hizmet binasının Manisa iline taşınması sonucunda yerine getirilmediği gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir."

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3311, K. 2025/4279, T. 06.10.2025:

“…resmi akitte yer almasa da temlike dayanak teşkil eden belgelerden dava konusu taşınmazın imar planındaki amacına uygun olarak kullanılmak şartıyla davalı ...'ye bağışlandığının anlaşıldığı, tarafların gerçek iradelerini ortaya koyan ve koşullu bağış olgusunu saptayan resmi yazışmaların hukuki sonuç doğurmayacağının söylenemeyeceği gibi bahse konu bu belgelerin resmi akitten ayrık tutulmasının da düşünülemeyeceği…”      

Yargıtay, 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/4153, K. 2020/757, T. 10.02.2020:

"Somut olayda, davacıların çekişme konusu taşınmazdaki paylarını 07.03.1996 tarihinde bağış suretiyle davalıya temlik ettiği, her ne kadar resmi akitte şartsız bağış olduğu yazılmış ise de, temlikin dayanağını teşkil eden 03.10.1995 tarihli encümen kararında payların semt spor sahası yapılmak üzere bağışlandığı açıkça vurgulanmış olup, bu hususun her nasılsa tapuya geçmediği anlaşılmaktadır. Öyleyse, tarafların gerçek iradelerini ortaya koyan ve koşullu bağış olgusunu saptayan resmi yazışmalar ve idari kararların hukuki sonuç doğurmayacağı söylenemeyeceği gibi bahse konu bu belgelerin resmi akitten ayrık tutulması da düşünülemez. Gerek öğreti ve gerekse kararlılık kazanan yargısal uygulamalar da bu yöndedir. (H.G.K. 18.01.1987 gün, 1986/1-200 esas, 1987/109 karar)"

Yargıtay, 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3411, K. 2025/6137, T. 23.12.2025:

"Diğer taraftan; resmi sözleşmede yer almamakla ve sözleşme eki olmamakla birlikte mülkiyetin naklinin dayanağını teşkil eden idari karar veya sair belgelerden temlikin koşula bağlandığı anlaşılabiliyorsa bu olgulara değer verilmesi de zorunludur. Bu itibarla tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir.

Somut olayda; davacı Kooperatif tarafından dava konusu taşınmaz üzerine sağlık ocağı olarak kullanılmak üzere bodrum ve 2 kattan oluşan binanın kaba inşaatının yapılıp taşınmazın 1994 yılında davalı Hazineye bağışlandığı, her ne kadar resmi akitte bağışın kayıtsız ve şartsız olduğu yazılı ise de taraflar arasında düzenlenen protokol ile dosyada mevcut resmi yazışmalardan bağışın sağlık ocağı yapılması koşuluna bağlandığı, taşınmazın imar planında sağlık alanı olarak ayrıldığı, hayırseverler tarafından yapılan yardım ile 2008 yılında taşınmaz üzerindeki binanın tadilat ve onarımının kısmen tamamlandığı, daha sonra yapı ruhsatının alınması, elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerinin başlatılması ve binanın sağlık ocağı olarak hizmete açılması için girişimlere başlandığı, ancak 2019 yılında yürürlüğe giren Türkiye Bina Deprem Yönetmeliğine göre beton dayanımının yetersiz olup can güvenliği açısından risk taşıdığının tespit edildiği, bunun üzerine İl Sağlık Müdürlüğü teknik elemanları tarafından taşınmazdaki yapıya ilişkin olarak yıkım dosyasının hazırlandığı anlaşılmaktadır.

O halde; anılan bu olgular, yukarıda değinilen ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde davalıya kusur atfedilemeyeceğinden bağışlama koşulunun yerine getirilmediğini söyleyebilme olanağı yoktur."

2.2. Bağış Yoluyla Taşınmaz Devrinin Şartlı Olduğu İddiası Tanıkla İspatlanamaz

Yargıtay, 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5876, K. 2025/2674, T. 26.05.2025:

"İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; resmi senette dava konusu taşınmazların kayıtsız ve şartsız olarak hibe edildiği, davacının iddia ettiği bağış koşulunun öngörüldüğüne dair yazılı bir belge ibraz edilemediği, davacı tanık deliline dayanmış ise de hibenin koşullu olduğu iddiasının tanıkla ispat edilemeyeceği, bağışın şarta bağlı olduğu iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir."

Yargıtay, 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1449, K. 2025/2026, T. 16.04.2025:

"Şöyle ki; dava konusu 199 ada 21 parsel sayılı taşınmaza ilişkin resmi senette bağış işleminin kayıtsız, şartsız ve bedelsiz olarak yapıldığının yazılı olduğu, davacının da taşınmaz üzerine Kur'an kursu yapılacağına ilişkin yazılı bir delil ibraz edemediği, maddi delillerle desteklenmeyen soyut tanık anlatımlarının ispata yeterli sayılamayacağı, sonuç itibariyle bağıştan rücu koşullarının eldeki davada gerçekleşmediği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir."

Yargıtay, 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/8535, K. 2023/7212, T. 06.12.2023:

"lk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; resmi akitte bağışın kayıtsız ve şartsız olduğu, bağış tarihinin 07.04.2015, dava tarihinin ise 23.12.2020 olduğu, aradan geçen süre nazara alındığında davacının iradesinin kayıtsız, şartsız bağış niteliğinde olduğu, davacı tarafın resmi akitte belirtilenin aksine bağışlamanın koşullu olduğunu ispatlayamadığı, bu yönde yazılı bir delil sunmayan davacının yemin deliline de dayanmadığı, davacı tarafça dinletilen tanıkların beyanlarının dahi bağışlamanın ölünceye kadar bakım koşuluyla yapıldığına dair somut bilgi ihtiva etmediği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 290/1 inci maddesi kapsamında koşullu bağıştan söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir."

2.3. Davalı Kurum Kayıtlarından Şartlı Olduğunun Anlaşılması

Yargıtay, 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/381, K. 2025/466, T. 10.02.2025

İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, resmi senette bağışın kayıtsız ve şartsız olduğu belirtilmiş ise de davalı ... tarafından yazılan yazılardan bağışın koşullu olduğunun anlaşıldığı, davacının imar planındaki amacına uygun olarak kullanılmak şartı ile hibe ettiği taşınmazda aradan geçen uzun süreye rağmen plandaki amacı doğrultusunda herhangi bir işlem yapılmadığı, davacının, bağış amacına uygun olarak kullanılmayacağını daha öncesinden öğrenildiğine ilişkin davalı tarafça bir delil de sunulmadığından davada hak düşürücü sürenin geçtiğinin söylenemeyeceği, davanın kabulü yönünde verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ancak dava konusu taşınmazın imar sonucu oluşan 7641 ada 2 parsele yansıyan pay yönünden kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak pay oranı düzeltilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Sonuç Olarak

Bağışlanan taşınmazın geri alınması ve bağıştan rücu hukuksal nedeniyle tapu iptal davası açılması mümkündür. Bunun için her şeyden tapu devrinin satış suretiyle değil bağış suretiyle yapılmış olması gereklidir. Eğer bağış konusu işlem tapuda satış şeklinde[3] yapılmış ise[4] kural olarak bağıştan dönme nedeniyle[5] tapu iptal davası[6] dinlenmez[7]. Tapudaki işlemde bağış yapılmış ve fakat şartsız, kayıtsız bir temlik gerçekleşmişse bu kez de şartlı bağışın varlığı ispatlanmalıdır. Yargı uygulamalarında şarta bağlı bağış yapıldığı iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, yazılı delil ile ispatın mümkün olacağı kabul edilmektedir. Bağıştan rücu nedeniyle tapu iptal davası hak düşürücü süreye tabi olup bu süre rücu sebebinin kesin olarak öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer[8]. Öğrenme halinin davalı tarafça ispat edilmesi gereklidir.

Daha fazla bilgi, hukuki danışmanlık ve sorularınız için Whatsapp hattımızdan veya mail yoluyla bizimle hemen iletişime geçebilirsiniz. 24.03.2026

 

 

[1] Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.06.2025 tarihli, 2024/3052 E. - 2025/3097 K. Sayılı kararı.

[2] Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.10.2025 tarihli, 2023/5629 E. - 2025/4631 K. Sayılı kararı.

[3] Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.12.2022 tarihli, 2022/4865 E. - 2022/7868 K. Sayılı kararında: “Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 25.03.2022 tarihli 2021/1488 E., 2022/513 K., sayılı kararıyla; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu 3 parsel sayılı (eski 907) taşınmaz davacı ... tüzel kişiliği adına kayıtlı iken .... köyü Muhtarlığının karar defterinin 20.12.1998 tarihli 127 sayılı "907 parselin tamamının 1.000.000 bedelle Genel Müdürlüğün isteği üzerine yurt için kullanılmak amacıyla Vakıflar Genel Müdürlüğüne satışına karar verilmiştir" kararına göre 22.12.1998 tarihli 5306 yevmiye numaralı satış akdi ile 1.000.000 ETL bedelle Vakıflar Genel Müdürlüğüne satıldığının anlaşıldığı, satış akdi gözetilerek dava konusu taşınmazın davalıya bağış değil satış akdi ile temlik edildiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.”

[4] Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.12.2024 tarihli, 2023/6382 E. - 2024/6857 K. Sayılı kararında: “İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla
; gerek Belediye Meclisi ve Belediye Encümen kararından gerekse tapu kaydına dayanak beyanlardan dava konusu taşınmazın satış işlemine konu edildiği, taşınmazın koşullu olarak bağışlandığına dair herhangi bir kaydın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.”

[5] Yargıtay, 1. Hukuk Dairesi, E. 2020/2709, K. 2021/7859, T. 14.12.2021: "Hemen belirtilmelidir ki; dava konusu taşınmaz resmi şekilde yapılmış bir "bağış" işlemi ile devredilmemiş olup, dava dışı 3. kişi adına kayıtlı iken davalıya satış suretiyle temlik edildiğinden davada bağışlamadan rücu koşullarının oluştuğu iddiasının dinlenebilme olanağı bulunmamaktadır."

[6] Yargıtay, 4. Hukuk Dairesi, E. 2022/4676, K. 2024/8315, T. 30.09.2024: "dosyadaki resmi senede göre; dava konusu taşınmazın davacı tarafından 19.02.2007 tarihinde 31.000,00 TL bedel ile ...'a satıldığı ve bedelinin tamamının nakden ve peşinen alındığının tespit edildiği, dava konusu taşınmazın 19.02.2007 tarih 2248 yevmiye nolu resmi senet ile satın alındığı ve davacı tarafından resmi senedin imzalanmış olduğu, taşınmazın davacı tarafından davalıya bağışlandığına veya koşullu olarak bağışlandığına dair herhangi bir kaydın bulunmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706 ncı maddesinde de taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlı olduğu, davacının bağışa ilişkin herhangi bir yazılı belge ibraz edemediği, işlemin gerçekte bağış olarak kabul edilmesi halinde dahi bağıştan rücu sebeplerinin bulunmadığı"

[7] Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 18.06.2025 tarihli, 2024/3052 E. - 2025/3097 K. Sayılı kararında: “Somut olayda; 3233 parselde bulunan 31 nolu tribleks mesken nitelikli taşınmaz davacı adına kayıtlı iken 05.07.2018 tarihinde 158.000,00 TL bedelle satış suretiyle davalı oğluna temlik edildiği, Mahkemece ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığın bağıştan rücu nedeniyle tapu iptali ve tescil olarak nitelendirildiği, HMK’nın 140/1. maddesinin 3. bendi gereğince uyuşmazlığın bu hukuki sebep esas alınmak suretiyle çözümlenmesi gerektiği, dava konusu temlikin ise satış yoluyla yapıldığı gözetildiğinde TBK’nın 295. maddesinde düzenlenen bağıştan rücu nedenlerinin uygulama alanının bulunmadığı açıktır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.”

[8] Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 21.10.2025 tarihli, 2023/5629 E. - 2025/4631 K. Sayılı kararında: “Bağış sözleşmesindeki koşul veya mükellefiyetin niteliğinin, kapsamının, yerine getirilme zamanının tam olarak tespiti büyük önem taşır. Bu itibarla, salt kullanılan sözlerin değil tarafların gerçek iradelerinin ve bağışlayanın asıl amacının ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca amacın gerçekleşmeyeceğinin kesin biçimde anlaşılması tarihi ile bu tarihten itibaren TBK'nın 297. maddesine göre bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bağıştan dönme (rücu) hakkının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması da zorunludur.”

 

Kadir Uyanık

Av. Kadir Uyanık

Yazar, İzmir Barosu'na kayıtlı Avukat olup, aynı zamanda Ticaret Hukuku alanında yüksek lisans eğitimi görmektedir. Çalışmalarını Ticaret Hukuku ve Şirketler Hukuku alanında yoğunlaştırmıştır.